Şubat 2012
2 gönderi
1 etiket
Hayri’yle 17
Safa: Gel pasa, gel pasa...
Küçük Çocuk: Ya abi oyunu bozuyorsun ama...
Safa: Ne oynuyorsunuz ki?
Küçük Çocuk: 9 Aylık
Safa: Ben de oynuyorum o zaman.
Küçük Çocuk 2: Sonradan gelen kaleye geçer abi.
Safa: Eee tamam o zaman, sıfırdan başlıyoruz di mi?
Küçük Çocuk: Zaten yeni başladık abi. Herkes sıfır.
Hayri: Ne oynuyorsunuz? Ben de varım.
Safa: 9 Aylık. En son gelen kaleye geçer Hayri, seni şöyle alalım.
Hayri: Yeniden sektirip, başlasak ya?
Safa: Ya en son geldin abi, geç kaleye işte.
Hayri: Tamam başlayın o zaman...
10 dakika sonra...
Hayri: Sen neye gülüyorsun Safa?
Safa: Eee Anne çıktın abi...
Hayri: Sen de kız kardeş çıktın Safa. Tamam gülme artık.
Safa: Çocuklarda gülmeye başlayınca kendimi alamadım Hayri. Neyse ya sıkma canını olur böyle...
Hayri: Safa... Sinirlendirme beni.
Safa: Tamam tamam, hadi çocuklarla bize meyve suyu ısmarlada içelim Hayri...
Hayri: Hem anne çıkıyorum hem ben ısmarlıyorum. Nasıl iş bu Safa?
Safa: Tamam ben alırım Hayri. Ağlama kıyamam ben sana...
Hayri: Gel lan buraya! (Aşağıya doğru koşarak)
Bilmeyenler için 9 ayılık oyunu: Tek kale ile oynanan oyundur. Eğimli yerlerde eğlencesi daha çok çıkar. Oyuna başlamadan önce kişiler tek tek topu sektirir. En az sektiren kaleye geçer. Sonradan oyuna gelen birisi olursa o kaleye geçerek oyuna devam edilir. Herkesin topa bir defa dokunma hakkı vardır. Yalnızca top havadayken birden fazla vurulabilir. Her gol bir puan olarak sayılır, yalnızca artistlik şutlar dediğimiz şutlarda (bacak arası, rövaşata vb.) puan daha yüksektir. 9 puana gelene kadar oyun devam eder. Kaleci top havadayken iki eliyle tutarsa, topu atan kişi kaleye geçer. Ayrıca top auta çıktığı zaman da atan kişi kaleye geçer. İlk dokuz puan olan kişi oyundan çıkar ve anne ilan edilir. Sonradan çıkanlar ise: kız kardeş, erkek kardeş, baba diye adlandırılır.
1 etiket
Kulbe-i Ahzan 03
Kulübe soğuk, kulübe yalnız, kulübe ışıksız…
Ocak 2012
9 gönderi
1 etiket
Kulbe-i Ahzan 02
Ne dersen de. Kısa ve öz olsun. Bir sırrını ver bana. Yada bir sır vereyim sana.
Tutabilir misin?
Ne dersen de. Uzasın, hatta hiç bitmesin. Hikayeni anlat bana. Yada ben anlatayım sana.
Dinler misin?
Ne dersen de. En çok ama en çok susmak yakışır bana…
1 etiket
Hayri’yle 16
Safa: İnsan kimi sevmeli Hayri?
Hayri: "İnsan kimi sevmeli?" Böyle bir soru yok Safa. Zamanı gelince, hiç ummadığın bir anda seversin. Anlamazsın bile... Ama sorun karşındaki kişinin ne gibi özellikleri olsun gibisinden bir şeyse "engelli" olsun.
Safa: Engelli mi?
Hayri: Gerçekten seni sevecek ve bırakmayacak birini istiyorsan bu en doğru tercihtir. Onlar hep "eksik" gibi görünürler ama hep olduklarından fazladırlar. Onları yürekten sevebilirsen, görmüyorsa gözü, tutmuyorsa eli, yürüyemiyorsa ayakları olabilirsen dünyanın en mutlu adamı olabilirsin. Asıl mutluluk budur ama bu büyük bir özveri ve vefa ister. Her insan yapamaz yani. Onu üzme vb. bir hakka sahip olamazsın, olmamalısın!
Safa: Biliyor musun Hayri bazı geceler karanlık odada gözlerimi kapatıp, etrafımda dönüyorum ve odadaki eşyaların yerini arıyorum. Koca bir karanlık içinde bulamıyorsun yönünü, bulamıyorsun eşyaları... Onları anlamaya çalışıyorum ama anlamak yetmiyor sanırım.
Hayri: Hepimiz bir engelli adayıyız bunu sende iyi biliyorsun.
Safa: Biliyorum Hayri... Dışarıda yağmur çiseliyor biraz çıkıp yürüyelim mi? Sodalar benden...
Hayri: Şu sarı loş ışıkları ne kadar da çok seviyorsun. Hadi çıkalım, dışarı soğuk sıkı giyin. O sodayıda meyve suyu yapalım biz.
Safa: Olur olur...
1 etiket
Kulbe-i Ahzan 01 (Hüzün Kulübesi)
Merhaba,
Burası benim evim… Burada doğdum, burada yaşarım. Dışarıdan bakanlar “garip” der bana kısaca. Karnı doyacak kadar param, omuzlarımın kaldıracağı kadar tasam var. Biraz benden, biraz sizden yazacağım. Hüzün herkese biraz yakışır. Hem yatacak yer, hem içimizi ısıtacak çayım var. Kulübem sığındığım tek limanımdır.
Hoş geldiniz o zaman.
1 etiket
1 etiket
Hayri’yle 14
Safa: Bir kadının ağlaması kadar kötü başka ne olabilir bu hayatta Hayri?
Hayri: Bir erkeğin ağlaması...
1 etiket
Hayri’yle 13
Safa: Geçenlerde bir siteye rastladım Hayri...
Hayri: Ne sitesiymiş bu?
Safa: Ölümü hatırlatıyor.
Hayri: Nasıl yani?
Safa: Bildiğin ölümü hatırlatıyor sana. İlk önce üye olman gerekiyor, bir mail atıyorsun. Neden üye olmak istediğine dair... Sonra yazdıkların uygun görülürse sana üye olma linki gönderiyorlar. Adını ve telefon numaranı yazıyorsun. İstersen senin belirlediğin, ayın belirli gün ve saatinde, istersen de ansızın seni arıyor ve diyor ki: Ölüm Var Abi!
Hayri: Eeee çok iyiymiş bu.
Safa: Sitesine girince hakkımızda sayfasına muhakkak bir bak. Çok zekice...
Hayri: Adresi neydi?
Safa: www.olumvarabi.com ayrıca şu videoyu da izle: http://vimeo.com/29984095 Hepsi bize hayatı ve zamanımızı hatırlatmak için.
Hayri: İyice merak ettim. Şu bilgisayar çantasını uzatsana bana doğru bi'...
1 etiket
Hayri’yle 12
Hayri: Abi çok güzel bu yaa. Peki neden hepsi aynı renk?
Safa: Annem birbirimizi kıskanmayalım diye genelde kıyafetleri hep aynı alıyormuş…
Hayri: Anladım. Ortada da pis pis sırtarıyorsun bak. Peki bir şey daha: neden şortları kafanıza kadar çektiniz? Hihihihi.
Safa: Saygıdanmış. O zaman tişörtler, gömlekler hep içeriye doğru verilirmiş.
Hayri: Tabii ya nasıl düşünemedim. Peki neden...
1 etiket
Hayri’yle 11
Safa: Yılbaşında ne yaptın Hayri?
Hayri: Düşündüm.
Safa: Ne gibi?
Hayri: Düşündüm işte. Koca bir sene bitti. Neler yaptım onları gözden geçirdim. Sonuç: koca bir "hiç" Sonra düşünmeye devam ettim. Ondan geriye doğru saymaya başladım bir an. "10" dedim her şey yerli yerinde. "9" dedim. 1 saniyem gitti. Tam o giden saniyede savaş ortasında bir çocuk öldü. Bilemezdim... Saymaya devam ettim. "8" dedim ve bir saniyem daha gitti. Soğuktan donan depremzede bir aile gördüm. "7" dedim ve bir saniyem gitti. Ailesiyle oması gerektiği yerde görev başında olan polisi gördüm. Kaçta kaldım Safa?
Safa: "6" Hayri...
Hayri: Ve bir saniyem daha gitti. Sonra dayanamayıp uyumuşum. Sen ne yaptın Safa?
Safa: Elimden gelen şeyi yaptım, dua ettim. Tüm insanlık için...
Hayri: Allah kabul etsin...
Safa: Amin Hayri.
Anonim şunu sordu: Kim bu Hayri? Hayali mi gerçek mi?
Aralık 2011
10 gönderi
1 etiket
Hayri’yle 10
İnsan hiç görmediği birini özler mi Hayri?
- Özler bazen, hemde çok…
O zaman çok özlüyorum be Hayri.
- “Nasılsın?” de.
Anlamadım Hayri.
- “Nasılsın?” birçok şeyin başlangıcıdır. İnsanın bazen kendisine en çok sorulmasını istediği sorudur. Ona git ve “Nasılsın?” de.
Ya mesafeler varsa?
- Eskidendi o Safa. İletişim araçları gelişti. Hem bir...
1 etiket
1 etiket
Hayri’yle 08
Hiç sevdin mi Hayri?
- Sevdim yada sevdiğimi sandım.
Sandın mı?
- Sandım… Birisini seviyordum. Çok ama çok seviyordum. Platonikti ama seviyordum yani. Sonra yolum Amasya’ya düştü. Ferhat ile Şirin’in hikayesini bilirsin. Sevdiği için dağları delmiş. Başkası anlatılınca bir yavan geliyor insana. Görmek çok farklı. Yol boyunca su getirmek için açtığı kanalı görüyorsun. Koca sıra...
1 etiket
Hayri’yle 07
- O Safa açmışsın yine sergiyi.
Ne yapacaksın Hayri. Kışın kurumuyor çamaşırlar ben de kapı üstlerine ve kaloriferin üzerine koyuyorum.
- İyi bakalım, bir şey soracağım.
Sor bakalım Hayri.
- Çok güzel kokuyor. Hangi detarjanı kullanıyorsun? Hihihihi.
Hayriiiiiiiiiiiiiii…
- Tamam tamam kızma…
1 etiket
1 etiket
Hayri’yle 05
- Bir hikayen olsun.
Anlamadım Hayri.
- Diyorum ki: bir hikayen olsun.
Nasıl yani?
- Böyle olmaz, vakit hızla akıp gidiyor. Bir şeyler yapmalısın Safa. Bir adın kalır belki, yaptıklarınla unutulmamalısın. İyi hatırlanmalısın. Hiç yoktansa doğum gününü hatırlamalı insanlar öldüğün zaman. Bu büyük deryada kendine bir yer edinmelisin.
Peki nasıl yapacağım?
- Durma! Küreklere asıl…
1 etiket
Hayri’yle 04
O Hayri hoş geldin. İyi ıslanmışsın buyur geç.
- Sorma ya iyi yağmur yağıyor dışarıda. Şu ekmeği alda mutfağa koy. Ne yapıyorsun?
İyiyim ne olsun. Hayri… Bu ne abi yaa? Kaç kere söyleyeceğim şu ekmeğin ucunu yeme diye.
- hihihihi…
1 etiket
Hayri’yle 03
Eline sağlık Hayri. Çay çok güzel olmuş.
-Eyvallah, afiyet olsun.
Cumaya giderken merdivenlerde Harun’u gördüm.
- Şu 3. kattaki kadının oğlu değil mi o?
Evet, o. Birinci sınıfa gidiyor. Bugün hocası derslerini yaptığı için defterine “gülücük” çizmiş. Ağzını doldura doldura annesine anlatıyordu, gülücükler saçarak. Mutluluk deftere çizilen bir gülücük kadar kolay mı Hayri?
-...
1 etiket
Hayri’yle 02
Hayri bugün yağmur var İstanbul’da. Neden ilgilendirmiyor seni anlamıyorum. Çıkıp turlasak ya az. Hani yağmur berraklaştırırdı her şeyi?
- Gönlümüze kadar ıslanmadıktan sonra bir anlamı yok. Olsa bile ıslanmış oluruz sadece. İçi kuru, dışı ıslak…
1 etiket
Kasım 2011
1 gönderi
Söz konusu aptallık ise; en birinci benim...
“Çünkü”lerle başlaması lazımdı şimdi…
Biraz anlatayım ister misin? Umurunda değil biliyorum. Beni de rahatlatmayacak ama biraz olsun dindirir belki acılarımı. Aptallık ne kötü bir şey. O an anlamıyorsunuz. Sonraları yavaşça ya anlıyor, yada anlamanıza yardımcı biri çıkıyor…
Ben aptalım. Neden mi? Çünkü sevdim! Hemde çok sevdim. Ne kadar çok? Dünyalar kadar dersem bir...
Ekim 2011
4 gönderi
2 etiket
Jurnal
“Otobüsler, içerlerinde çokca şey saklar. Cama yapışmış dünden kalma hikayeler vardır. Başımı dayadığımda duyduğum sesler bu lekelerden geliyor…”
Yönetmen: Abdülbaki Yavuz
Bir kelebek uçar, tırtıl üzülür...
5 etiket
Doğum günün kutlu olsun Feridun Abi
Onuncu ayın onuncu günü…
Nasılsın abi? Biliyorum bu yazıyı hiç okumayacaksın ama yinede yazıyorum. Zaman çok hızlı geçiyor be abi. Köprüden önce son çıkıştayız. Limanımız yorgun yastan. Çok zaman geçti. Ayrı insanlar olsak da aynı şeyleri yaşamış gibiyiz. Seni her gördüğümde, dinlediğimde iyi insanlarda var diyorum.
Kimse kimsenin her şeyi olamazmış. Bunları sana yazdıran acıları...
Kelebeklerin sesi kısıldı
Bir hastane koridoru gibi…
Randevusu alınmış hastalıklar. Annelerinin elindeki sonuçlarla oradan oraya sürüklenen çocuklar. Solgun yüzler. Bir çizgili defter olmuş, yıllanmış siluetler. Hastaneleri sevmem bilirsin. Onlarda beni sevmez ama sever gibi yapar. Biraz sen gibi…
Geç kalmış ambulans çığlıkları sarıyor etrafımı. Aklındaki sesler bu olamaz. Acıtıyor biliyor musun? Her gün...
Eylül 2011
2 gönderi
Bir ki üç tıp.
Kuşlar suda, balıklar havada olur mu? Olmaz. Kimse istediği yerde değil. Şuan burada olmanız şurada olmanıza engel. Buralar soğuk oralar sıcak olabilir. Olmayan şeyleri istemede üstümüze yok bilirsiniz. Kötü kişiler iyi, iyi kişiler de kötü olmayı ister çoğu zaman. Bu bir genellemedir. Genellemeler ise hep yanlıştır. Kesin ve net cümleler kurmak yerine susmak en iyisidir.
Garantisi olmayan...
1 etiket
Uzun Yol Yolculuğu
Gözlerini araladı. Daha hava aydınlanmamıştı. Gözlerini kamaştırdı. Şimdi karanlıkta ki odayı daha iyi süzebiliyordu. Soluna doğru bir hamlede döndü. Hâlâ mışıl mışıl uyuyordu. Onu uyurken izlemeyi çok seviyordu. İnsanların uyku sırasında bu kadar masum olduklarına inanamıyordu. Onun bir suçu yoktu. Aslında bunu düşünürken aklının ucuna bile gelmemişti o. Diğer çıkarcı, sahte insanlardan bir...
Ağustos 2011
6 gönderi
1 etiket
Türkiye Okula Gidiyor // Turkey Goes To School
Maynard Owen Williams’ın, “Harf Devrimi”ni ve bu geçişin sosyal etkisini incelediği, ‘Turkey Goes To School’ adlı makalesinden fotoğraflar. (The National Geographic Magazine, 1929, Istanbul)
//////////
Maynard Owen Williams The National Geographic Magazine January, 1929. Full article: http://www.turkishculture.org/literature/language/turkey-goes-to-821.htm
...
4 etiket
Ane gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz.
kelimeleringucuadina:
“Ana gibi yâr Bağdat gibi diyar olmaz” diye söylenen atasözünün doğrusudur. Ane Bağdat’da bulunan bir uçurumun adıdır. Zaten atasözünde de “yar olmaz” diyerek; uçurum olmaz anlamında kullanılmıştır. Söz dillendikçe “Ane” Ana olmuş. Yar ise Yâr(sevgili) olmuştur. Doğrusunu bilmekte fayda var ama unutmayalım ki Ana gibi yâr hiç bir zaman olmaz….
Üç
Şu “vallahi en ucuzu bizde” marketlerinden birinin önü.
İçeride müzik çalmayanlardan hatta çıt çıkmayanlardan.
Hani meyve-sebzeyi kapının önüne koyanlardan.
Marketin önünde 5-6 yaşlarında yüzü gözü kir içinde bir çocuk. Kapının önündeki meyve kasalarından muz yürütmek üzere.
İki tanesini tam tişörtünün içine sokacakken göz göze geliyoruz.
Çocuk donup kalıyor.
Ben zaten yürümüyorum.
20...
1 etiket
Toprak kokmuyordu...
Toprak hiç kokar mı?
Elleri, avuçları tüm uzuvları sarkmış cesetler arasında kalmıştı. Uyanışından buyana koskoca 20 sene. Varılmış veya varmak üzere yaşacaklarını bir kenara yitiverdi. Şimdi herşey askıda. Yukarıya bakınca aşağıdakileri, aşağı bakınca yukardakileri gördü. Toprak kadar hava, hava kadar toprak vardı içinde.
Şimdi sessiz. Şimdi soluksuz. Ve şimdi bitti…
Toprak hiç kokar...
3 etiket
Seni sevmiyoruz Kenan!
Aşağıdaki yazı laik, demokratik ve çağdaş Türkiye adına, Kenan Sofuoğlu’na açık mektubumdur. Umarım bunu okur ve davranışlarına çeki düzen verir.
Sevgili Kenan Sofuoğlu,
Seni sevmiyoruz. Sevmemeyi bırak, laik ve çağdaş ülkemize yakışmayan davranışlar sergilediğin için nefret ediyoruz senden.
İyi dinle Kenan.
Burası Osmanlı İmparatorluğu değil, Türkiye Cumhuriyeti. Gerici Osmanlı yıkılalı,...
Temmuz 2011
5 gönderi
Bir Meçhulün Ayak Sesleri
Bir diriliş belki bu ayak sesleri, belki de bir gidenin ardına bile bakmadan. Sunulmuş bir pastanın küçük tatsız dilimi. Meyvesi yolunmuş bir ağaç gibi; dımdızlak kalmış ortada. Bir ses deliyor geçiyor karanlığın en kuytusundan, bir ses fısıldıyor en derinden.
Anlamını bilmeden söylenmiş bir kelime gibi düşündürücü geliyor ona, kendince anlamsız anlamlar yüklemek; küçük, basit, sıradan bir...
Anonim şunu sordu: Safa nerelerdesin ki? özledik seni:)
1 etiket
Ve başlıyoruz. Ve bitiyor.
Tik-Tak saat mi bu duyulan? Sessizce gelenler sessizce gidiyor; ayak sesleri kulaklarda. Bir iki damla döküldü! Bulutlar ağlamaz, gözler neden hep yaşlı? Yağmur bile gizleyemiyor artık onları. Hüngür Hüngür birde cırtlak bir ses. Ve başlıyoruz. Ve bitiyor. Şip-Şak biri deklanşöre basıyor. Bir ‘an’ yakalandı ve geçti. Fotoğraflar hep dünü gösteriyor. Saat kaç? Gülümsüyor muyuz? Bir...
Boş bir kağıttım, sen yazdın silik silik sevgiyi. Ben ise sonradan üzerinden geçtim. Kağıt kalem ile tutuştu ve dize dize döküldü gözlerinden yağmurlar
2 etiket
Aşık olmak acı çekmektir. Acı çekmemek, için kişi aşık olmamalıdır. Ama, kişi...
– //// Love and Death (1975)
Haziran 2011
15 gönderi
A: unutma, sadece aptallar bekler.
B: ben aptal mıyım?
A: herkes biraz aptaldır.
2 etiket
Portfolio Cd'm
Üniversite için hazırladığım portfolio cd’m. Yetenek sınavı beni bekle! (Edit: Çalışmalarımıda yakın zamanda paylaşacağım)
3 etiket
İradesiz
Bir bankın iki ayrı köşesinde oturuyorlardı.
Her zaman aynı günde ve saatte orada olur yüzyüze gelmeden konuşurlardı.
Kadın cesaretini toplamış ve ona bir anda söylemişti; “Seni Seviyorum” Adam göz ucuyla baktığı kitaptan yüzünü kaldırdı. Ama hâlâ kadının yüzüne bakmıyordu. Ufuklara bakarak sözlerine başladı.
“Ben” dedi, “bugüne kadar hiç sigara, alkol vebenzeri...
1 etiket
Nazar etmem güzele, çirkin öldü de güzel ölmedi mi?
– Esen Güler ÖZYAVUZ
3 etiket
Türk Dil Kurumu - Sözbul Uygulaması
Bu uygulamayı bir seneye yakındır takip ediyorum. TDK’nun yaptığı güzel çalışmalardan biri.
Sözbul uygulaması ile,
*Türkçe Sözlük’ten günün sözü, *Yabancı sözlere TDK’nin önerdiği Türkçe karşılık, *Bir yazım kuralı, *Günün atasözü/deyimi, *Günün bulmacası.
gibi faydalı bilgiler hergün mailinize geliyor. Sadece yapmanız gerek buradan üye olmak.
Örnek olarak gelen...
1 etiket
Bir araba hikayesi...
Son model araçlardan ziyade klasik arabalara bayılıyorum. Bugün de şöyle bir gezinirken Bahadırhan adlı arkadaşın hikayesine rastgeldim. Çok beğendim, çok duygulandım. Sizinlede paylaşmak istiyorum.
İsmim BAHADIRAHAN, 2000 yılında 1967 model kırmız bır mustang aldım 2002 yılında sattım, şimdi ise babamın ilk sahibi oldugu ve 23 sene önce sattıgı arabayı buldum 34 HY 069 Babam bu arabayı ben...
3 etiket
Star – Best Seller Kitaplar Kampanyası
Efendim belki duymuşsunuzdur. Star gazetesi 29 kupona New York Times’ın en çok satan kitaplarını veriyor. Mayısda başlayan 15 kitaplık kampanya bitmiş bulunmakta. (bunu tamamlamış bulunmaktayım.) Şimdi ise 18 Haziranda başlayan 20 kitaplık bir kampanya var. Geç kalmış sayılmazsınız. Eğer bugün itibarı ile kuponları biriktirmeye başlarsanız, alamadığınız 2 kuponu ek olarak temin...
3 etiket
Uçurtmalar Uçururduk...
Bizler uçurtmalar uçururduk dost.
İlk önce uçmayan sonra uçar gibi yapan en sonunda da uçan uçurtmalar bunlar. Uçurtma yapmayı babamdan öğrenmiştim. 3 çıtadan oluşan muazzam güzellikteki eserler benim çocukluğumun en büyük parçası olmuştu. Çıta bulamadığımız zaman pazarcılardan meyve kasaları alıp, onları bir güzel kesip ince ince çıtalar yapıp, hazırlardık uçurtmamızı. 6 gen şeklinde yapmaya...