Hayri’yle 08
Hiç sevdin mi Hayri?
- Sevdim yada sevdiğimi sandım.
Sandın mı?
- Sandım… Birisini seviyordum. Çok ama çok seviyordum. Platonikti ama seviyordum yani. Sonra yolum Amasya’ya düştü. Ferhat ile Şirin’in hikayesini bilirsin. Sevdiği için dağları delmiş. Başkası anlatılınca bir yavan geliyor insana. Görmek çok farklı. Yol boyunca su getirmek için açtığı kanalı görüyorsun. Koca sıra dağlar boyunca uzanan su kanalını. Tuhaf oluyor insan ve sorguluyor kendini: Ulan bu adamın ki sevgi ise bizim ki ne? Bizim ki sevgi ise bu adamın ki ne? Çok kalmadık Amasya da. Yumurtalı pide ve bir kasa şeftali alıp, yola devam etmiştik.
Sorgulamalı o zaman insan kendini Hayri.
- Sorgulamalı insanlar kendilerini. Sadece seninle olmaz! Neyse çay demlede içelim.
Hemen Hayri…
Hayri’yle 07
- O Safa açmışsın yine sergiyi.
Ne yapacaksın Hayri. Kışın kurumuyor çamaşırlar ben de kapı üstlerine ve kaloriferin üzerine koyuyorum.
- İyi bakalım, bir şey soracağım.
Sor bakalım Hayri.
- Çok güzel kokuyor. Hangi detarjanı kullanıyorsun? Hihihihi.
Hayriiiiiiiiiiiiiii…
- Tamam tamam kızma…
Hayri’yle 06
Bastıkça yanardı. Karanlıkta kırmızı ışıklar.
- Hatırlamam mı ama benim hiç olmadı o ayakkabılardan.
Ben güç bela aldırmıştım Hayri. Çocuğun birinde görmüştüm. Küçüğüz o zaman. Onun kadar afili olmasa da almışlardı bir tane. Pili azalınca arka tarafa doğru yüklenip daha çok yansın diye zıp zıp zıplardım ayakkabıların.
- Ben de ayakkabıların arkasına basmayı babamdan öğrenmiştim. “Işık saçmaz ama hem terlik hem ayakkabı olur” demişti.
Güzel günlerdi be Hayri. Şu parçayı çal bakalım bu gece…
- Gece gece nereden de aklına geldi bu?
Işıksız, alsız, pulsuz. Senin gibi. Sana gelsin…
- Eyvallah…
Hayri’yle 05
- Bir hikayen olsun.
Anlamadım Hayri.
- Diyorum ki: bir hikayen olsun.
Nasıl yani?
- Böyle olmaz, vakit hızla akıp gidiyor. Bir şeyler yapmalısın Safa. Bir adın kalır belki, yaptıklarınla unutulmamalısın. İyi hatırlanmalısın. Hiç yoktansa doğum gününü hatırlamalı insanlar öldüğün zaman. Bu büyük deryada kendine bir yer edinmelisin.
Peki nasıl yapacağım?
- Durma! Küreklere asıl…
Hayri’yle 04
O Hayri hoş geldin. İyi ıslanmışsın buyur geç.
- Sorma ya iyi yağmur yağıyor dışarıda. Şu ekmeği alda mutfağa koy. Ne yapıyorsun?
İyiyim ne olsun. Hayri… Bu ne abi yaa? Kaç kere söyleyeceğim şu ekmeğin ucunu yeme diye.
- hihihihi…
Hayri’yle 03
Eline sağlık Hayri. Çay çok güzel olmuş.
-Eyvallah, afiyet olsun.
Cumaya giderken merdivenlerde Harun’u gördüm.
- Şu 3. kattaki kadının oğlu değil mi o?
Evet, o. Birinci sınıfa gidiyor. Bugün hocası derslerini yaptığı için defterine “gülücük” çizmiş. Ağzını doldura doldura annesine anlatıyordu, gülücükler saçarak. Mutluluk deftere çizilen bir gülücük kadar kolay mı Hayri?
- Mutluluk bu kadar basit ve kolay. Onu zora sokan sensin! Çok düşünüp, çok yoruyorsun kendini. İstersen getir defter sana bir “gülücük” çizeyim.
İlahi Hayri, böyle bile mutlu ettin, sağolasın.
- Getir lan getir. İyi çizerim ben…